Arcadius Sütunu

170 views

İstanbul’da Cerrahpaşa semtinde günümüzde sadece kaidesi kalan bu sütun Bizans imparatoru I. Theodosius’a adanmıştır. O zamanlar Cerrahpaşa’nın yerinde Forum Arcadius varmış ve forumun tam ortasında da Arcadius Sütunu dikiliymiş.

Arcadius Sütununun benzeri bugün Roma da Piaaza Colonna’da hala görkemli bir vaziyette ayakta duran Marcus Aurelius Sütunu’dur. Eğer sütun yıkılmamış olsaydı İstanbul’da tıpkı böyle bir muhteşem güzelliğe sahip olacaktı.

Dört köşeli bir kaide üzerinde bulunan Arcadius Sütunu 35 metre yükseklikteymiş. Yapımına 402 yılında başlanmış ve 421 yılında tamamlanmış. Sütunun en üstüne İmparator I. Theodosius’un bir heykeli yerleştirilmiş. 542 yılında meydana gelen bir deprem sonucu Theodusius’un heykelinin sağ kolu düşmüş. 740 yılındaki depremde  ise heykelin tamamı düşmüş. Fakat sütun ayakta kalmış. Daha sonra sütun 1660, 1663 ve 1693 yıllarında üç büyük yangın geçirmesine ve büyük hasar görmesine  rağmen ayakta kalmış. 1719 yılında olan depremde ise Arcadius Sütunu’nun gövdesi ağır hasar görmüş ve Osmanlı kaynaklarına göre sütun yıkılmış. Sütun’un kalan kısmı bazen konut, bazen de depo olarak kullanılmış.

Arcadius Sütunu’nun tamamı ve 13 adet sarmalı, 1610 yılında Sandys tarafından yapılan çizimlerde ve 1650 yılında çizilmiş bir Osmanlı minyatüründe görülmektedir.

Günümüzde Haseki Kadın Sokağı’nda iki bina arasında sıkışmış bir vaziyette kaidesi duran Arcadius Sütunu, bir kenarı yaklaşık 6 metre genişliğe sahip tam bir kare şeklindeydi. Kabartmalarla süslü olan sütun yedi mermer katmandan oluşuyordu. Kar gibi beyez mermerlerin Marmara Adası’ndan getirildiği düşünülmektedir. Kuzeyinde bulunan bir kapı vasıtasıyla sütunun içine girilebiliyordu. İçinde bulunan 223 basamaklı dairesel bir taş merdiven ile en üstteki balkonuna çıkılabiliyordu. Üzerindeki kabartma resimlere ise ne olduğu bilinmemektedir.

Osmanlı döneminde Avratpazarı denilen yerde bulunan bu sütun İstanbul’un tılsımlarından biriydi. İstanbul’u koruduğu düşünülürdü. Söylentiye göre Arcadius Sütunu’nun tepesinde peri yüzlü bir heykel duruyordu ki bu muhtemelen I. Theodosius’un heykelinden bahsediliyordu. Bu heykel senede bir kere bir feryat koparır ve yeryüzünde ne kadar kuş varsa heykelin etrafında dönmeye başlardı. Ve bu kuşlar teker teker yere düşer halk da bunları yerdi.