Tiahuanaco Harabelerinin Gizemi

Tiahuanaco Harabelerinin Gizemi

Alman arkeolog Schliemann tarafından oldukça detaylı bir araştırma ile incelenen Tiahuanaco Harabelerinde  bulunan petrogliflerden bazıları okunabilmiştir.

Okunabilen yazılarda yazanların bazıları şunlardır.

‘Zira kudretli ide BlaCuin Rgyal, Kral Dri Cum’u tahtından alarak göğe, yanına çekti. Onun yerine Ti Şe geçti.’

‘Sene 6 Kaan II Muluk günü, Zak ayında indik. 9 Şuene kadar kalacağız. Buraya Şukara ( Tiahuanaco’nun eski adı) dendi. Yerli halka bilim öğrettik, kültür yaydık. Yeraltında bir kent kurduk. Buna Üst Kueşa kenti adını verdik. 1. Şukara Kralı Hu Yus’dur.

Bahsedilen yer altı kentinin giriş kapısını Fransız Alcide d’Orbigny bulmuştur.

Tarihçi Gonzales de la Rosa’da 1909 yılına kadar Vatikan’da saklı kalan kitabında bu kent ile ilgili şunları yazmıştır.

Eski kentte iki ırk vardı. Hükmedenler ve yerliler. Şehir tamamı ile yeraltında kurulmuştu. Yeryüzünde yalnız işçilerin çalıştığı atölyeler ve evler vardı. İşçiler yer altı şehrinin havasına alışamıyorlardı. Çoğu bu nedenle ölmüştü. İşçiler ölülerini yatar durumda gömerlerdi. Hükmedenler ise ölülerini yakarlardı. Yakındaki adalarda ( Titicaca Gölü’nde ) beyaz tenli sakallı bir ırk yaşardı. Göl kenarında muhteşem bir saray vardı. Tiahuanaco’da ilk medeniyeti Uroslar kurmuşlardı.

Şukara yani bugünkü adıyla Tiahuanaco’da bulunan piramitler yapı itibariyle Mısır’dakilere benzer. Kahire’de bulunan Sakkarah piramidi ile Şukara piramidi birbirinin aynıdır. Sakkarah ve Şukura kelimelerindeki benzerlikte ayrıca ilgi çekicidir. Harabelerde bulunan taş bloklar üzerinde kazılı petrogliflerde Orejona efsanesi anlatılmıştır. Ayrıca astronot resimleri, uzay gemisi resimleri bulunmaktadır. Yine bir petroglifte şunlar yazmaktadır.

İnsanlığın ilkel çağlarında, Titicaca Gölü’ndeki Güneş adasına güneş gibi parlayan altın bir kuş indi. Bu kuşun karnından bir kadın çıktı. Bu kadın öbür kadınlara çok benziyordu. Yalnız başı konik biçimde, kulakları uzun, elleri dört parmaklı ve parmakları ince bir zarla bağlıydı. Adı Orejona idi. Oigh’den geliyordu. Oigh’de hayat şartları, hemen hemen bura ile aynı idi. Orejana çok bilgiliydi. Görevi indiği yeni dünyada yeni bir millet yaratmaktı. Yerli erkeklerden birçokları ile birleşti. Doğurduğu çocuklar analarına çektiler. Çok akıllı bir ırk meydana geldi. Bir zaman sonra Orejona’nın görevi sona erdi. Yine altın kuşuna bindi, göklere uçtu, geldiği yere gitti.

Rus bilgini Alexander Kazantsev’e göre Orejena Venüslü Havva olarak isimlendirilir ve Venüs’ten geldiğine inanılır.

Peru’da halen Orejena isimli bir kabile yaşar ve kulakları burada anlatıldığı gibi uzundur.

Eski güney Amerika kıtasında Tiahoanaco bölgesinde bulunan bu kalıntılar dünya dışı varlıkların dünyamıza gelip bir medeniyet kurduklarını, yarı dünyalı yarı uzaylı bir ırk yarattıklarını bize bildirmektedir. İnsanlığın gizemli tarihinde değişik bir gizem daha…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Önceki yazıyı okuyun:
Dünyanın Merkezi İstanbul’daki Milyon Taşı mı?

İstanbul’da Ayasofya Camii’nden Beyazıt’a doğru giden yol üzerinde, sağda ve tam köşede bulunan Milyon Taşı efsaneye göre İstanbul’u kuran Megaralı...

Kapat