Yeni Dünya Devleti (İlluminati ve Yeni Dünya Düzeni)

0
119
Yeni Dünya Devleti

Yeni Dünya Devleti yada Dünya’nın Derin devleti veya Yeni Dünya’nın Düzeni artık ne derseniz deyin. Bayraksız,Vatansız,Dinsiz ve Tek merkezden yönetilen bir dünya… Çok anlamsız ve garip geliyor değil mi? Evet öyle ama maalesef gerçek…

Uzun zamandır yaptığım araştırmalar sonucu tek merkez tarafından yönetilen bir dünya düzeni kurmak isteyen, şizofren diyebileceğim garip bir oluşumdan bahsetmek istiyorum.

Kim bu Şizofren olan manyaklar…

Dünya’yı yöneten gizemli aileleri mutlaka duymuşsunuzdur. Hatta Gizemli Dünyam Web sitemizde onlar hakkında kısa da olsa ufak bilgilerde verdik. Bakmak isteyenler buradaki linke tıklayarak konuyu inceleyebilir.

Buraya kadar okuduklarınız sadece ufak bir girizgah diyebilirim. Asıl mesele şimdi başlıyor. Öncelikle tanımlamadan başlayalım.


Yeni Dünya Düzeni Nedir ?

Bayraksız, Vatansız, Dinsiz ve Tek merkezden yönetilen bir dünya kurma hayali taşıyan, kökleri Tapınak Şovalyelerine kadar uzanan oluşumun adıdır Yeni Dünya Düzeni… Aslında amacı da diyebiliriz. Zira amaç bütün sınırları kaldırıp belli bir elit kısım tarafından yönetilen bir dünyayı hedefliyorlar.

Sistemin rahat yürümesi için dünya da maksimum 1 milyar insanın yaşıyor olması onlar için yeterli. Bütün insanlar onların kölesi olsun ve köle gibi çalışsın istiyorlar. Gerçi günümüzde Modern Kölelik diye bir kavram yok. Ancak burada Modern Kölelik ile ilgili okuduğum yazı açıkçası sistem hakkında en net bilgiyi bize veriyor diyebilirim.

İlluminati diye bildiğimiz ve Subliminal Mesaj içerikli bir çok şey bu oluşumun ortaya çıkardığı kavramlardan sadece bir tanesi.

Şimdi sizlere uzun ve soluksuz okuyacağınız harika bir yazı dizisi geliyor. Zira bu yazıyı yazmam belki de 1 ayımı alacak belki de daha fazla ama bence bu hususta uyanmamızın ve bir şeyler yapmamızın vakti geldiğini düşünüyorum. Her zaman olduğu gibi işin tarihsel boyutu ile başlayalım.

 

Yeni Dünya Devleti ‘nin Geçmişinde Süleyman Tapınağı (Süleyman Mabedi) Var

Günümüzden belki de 1900 yıl öncesine gidiyoruz. Zira Süleyman Tapınağı hakkında bilgi vermeden Yeni Dünya Devleti hakkında alatacaklarım çok anlamsız kalacaktır.

Kudüs’te bulunan Süleyman Tapınağı günümüzden tam 1900 yıl önce yıkılmış ve bu tapınağı yeniden inşaa edebilmek Siyonistlerin(Yahudilerin) en büyük arzusudur. Öyle ki Süleyman Tapınağı Yahudi halkının bir sembolü gibi olup sözde Yahudi ırkının diğer insan ırklarından her zaman üstün olduğunu söylerler.

Süleyman Tapınağı’ndan günümüze kadar gelerek ayakta kalabililen tek duvarının Ağlama Duvarı’na dönüştürülmesi, Yahudilerin tapınağa olan hüzünlerinin bir ifadesi olmuştur.

Tabi ki burada sadece Yahudilerden bahsetmek doğru olmaz. Zira bizim için esas olan Yeni Dünya Devleti ‘ni kurmaya çalışan “Ezoterik” örgütlerdir.

Ezoterik Özgüt Nedir?

Ezoterik Örgütler kendilerince ritüelleri olan, herkes tarafından bilinemeyecek kadar gizli olan, kendilerince belli başlı sırları olan, kendileri bilinmek istemedikçe ortaya çıkmayan örgütlerdir.

Bu örgülerin tabiki en başında İlluminati Örgütü gelmekte. Yine aynı şekilde Haçlı Seferlerinin sonucu olarak kurulan Tapınak Şovalyeleri ve günümüzde de onların devamı niteliğinde bulunan Masonlar da Süleyman Tapınağı‘na çok önem verirler.

Meselenin Masonlar ile ne alakası var diyebilirsiniz ancak gelin Masonluğun temeli olan Hiram Efsanesini biraz anlatalım.

Süleyman Tapınağı’nın inşaası sırasında, duvar ustası olan Hiram Abiff isimli bir usta vardı. Bu usta kendi yetiştirdiği kalfaları yada başka bir deyişle öğrencileri tarafından kıskançlık sonucu öldürülür.” (Aşağı da Hiram Efsanesinin ve Masonluğun detaylarını okuyacaksınız. Bu yüzden fazla uzatmak istemiyorum.)

İşte Masonlar günümüzde Hiram Usta‘nın geleneğini devam ettirmeye çalıştıklarını söylerler. Tıpkı Yahudilerin inanışında olduğu gibi Süleyman Tapınağı‘nı tekrar inşaa etmek gibi bir hedefleri vardır. Akıllara bir çok soru geldi değil mi?

Neden bu tapınakla Masonlar bu kadar çok ilgileniyor?

Milyonlarca üyesi olan bu Masonlar neden yıllar önce yıkılıp virane olmuş bir tapınağı yeniden inşa etmek istesin?

Daha bir çok şeyi aslında kendimizce sorup cevap arayabiliriz. Bütün bu sorulara benim açımdan verileilecek cevapların başında Dünya Egemenliği gelmekte. Nedeni ise Hz. Süleyman döneminde inşa edilen bu tapınağın, Hz. Süleyman‘ın peygamberliği ve krallığı’nın dolayısıyla da o dönemin iktidar ve gücünü yansıtmaktaydı. O zamanlar da Hz. Süleyman’ın egemenliği bütün toplumlar tarafından kabul edilmişti.

Benim tahminimce bu egemenliğin,gücün ve iktidarın sembolü olan bu tapınak gerek Yahudileri ve de gerekse Masonları cezbetmekte, bu yüzden de Süleyman Tapınağı’nı yeniden inşa etme hayallerini kurdurtmaktadır.

Tabi bir de Mesih inancı var… 

Gerek Yahudiler ve gerekse Masonlar Mesih‘in gelişiyle birlikte Dünya’ya egemen olma hesapları yapmaktadırlar. Mesih inançlarına göre gelecek olan Mesih Hz. Süleyman’ın soyundan geleceğine ve Süleyman Mabedini yeniden inşaa ederek dünyayı yönetmeye başlayacaktır. 

Buraya kadar söylediklerimden şu çıkarılabilir. Elbette Siyonistler için böyle bir beklentinin oluşması doğal olabilir. Ancak Masonlar için biraz daha durum farklı. Zira onların derdinin Mesih değil de tamamen kendilerince Şeytan’ın Krallığını kurmak istiyorlar diyebilirim.

Hz. Süleyman’ın Cinlere hükmetmesi ve Masonların Kabala öğretilerini kullanmaları arasında sıkı bir bağ vardır. Hz. Süleyman Rahmanî olarak cinlere hükmederken Masonlar Kabala öğretileriyle birlikte insanları büyüleyerek etki altına almak istiyorlar. Hasılı dertleri tamamen Yeni Dünya Devleti ‘ni kurarak insanları kendilerine hizmetkar etmektir. 

Yeni Dünya Devleti ve Masonluk

Artık isterseniz meseleyi iyice derinleştirerek Masonluğun Kuruluşu ve Masonluk Hakkında Geniş bilgiler vermeye başlayalım. Çayınızı elinize alın ve dikkatle okumaya devam edin.

Hiram Efsanesi ve Masonluk

Yukarıda anlatmış olduğumuz Hiram Efsanesi olayını biraz daha açmak istiyorum. Zira Masonluğu anlatmadan evvel mutlaka bunların bilinmesi şarttır.

Hz. Süleyman’ın Süleyman Tapınağı’nı inşa ettirmiş, O’nun elde etmiş olduğu mutlak hakimiyet ve egemenlik olağan üstü güçleri sembolize etmekteydi desek yalan olmaz. Yahudi inancına göre Hz. Süleyman’a Allah’ın vermiş olduğu olağan üstü güçlerin büyü yoluyla elde edildiğine inanıyorlardı.

Yahudilerin önde gelenleri tarafından Şeytanice yorumlar yapılarak güya Hz. Süleyman’ı kötümser bir havaya sokmak için büyü yoluyla insanların büyülediğini ve böylelikle egemenliğin kurulduğuna inanmaktaydılar.

Yahudilerin önde gelenleri tarafından yayılan diğer inanış ise Tapınak tekrar inşa edilerek Hz. Süleyman’ın soyundan bir Mesih’in geleceğine ve olağan üstü güçlere sahip olarak Yahudi ırkının Dünya’ya egemen olacağına inanıyorlardı.

Açıkçası Tapınakçılar ve Masonlar Siyonistler tarafından tasarlanan bu Mesih Planı’nın etkisinde kaldıklarını düşünüyorum.

Gelelim Hiram Efsanesine…

Hala gelemedik diye bana kızdığınızın farkındayım ancak o kadar konu var ki hangi birini anlatayım bilmiyorum. Neyse.

Hiram Efsanesi Masonik ritüllerin can alıcı noktasıdır. Tevrat’tan alınan bu efsane de anlatıldığına göre Hiram “Kral Süleman” tarafından Süleyman Tapınağı’nı inşa etmesi için görevlendirilmiş olan bir duvar ustasıdır.

Anlatılana göre Süleyman Tapınağı’nın inşası sırasında Hiram Hz. Süleyman’ın büyüsel güçlerine ve sırlarına vakıf olmuştu. Hiram kendisi tarafından yürütülen, kalfalar ve işçilerinde içinde olduğu bir lonca kurar. Bu Lonca da bulunan işçiler bilgilerinin artmasıyla sınıf atlarlar ve Hiram’ın da bildiği sırları öğrenmeye başlarlar. 

Ancak duvar işçilerinden 3 kişi bu sırlara erişmek için beklemekten sıkılarak Hiram’a baskı uyularlar. Sırları hemen vermesini talep ederler. Hiram da bu sırları vermeyi red edince bu 3 kişi tarafından öldürülür. İşte Masonluğun kurulmasına sebep olan olay da budur.

Masonluğun Kuruluşu

1300’lü yıllarda Tapınakçılar büyük bir bozguna uğrarlar ve sürekli kaçarak saklanıyorlardı. İşin ilginç yanı bu kaçma politikasını yürütürken asla dağılalım demediler. Papalıktan intikam alabilmek için dağılma politikası yanlış olurdu. Bunun yerine kendilerince bir düzen kurmaları gerekiyordu.

Fakat bir sorun vardı. Bu sorun bir araya gelmeleri halinde tamamen tarih sahnesinden silinme tehlikesiydi. Toplanmaları ve rahat bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmeleri için bir örgütlenme gerekliydi.

İşte Tapınakçılar Masonluğu bu amaç için kullanmak istediler. Yer altına çekilerek gizlice örgütlenmek istiyorlardı. Bunun içinde İngiltere’de bulunan ve dernek statüsü işlevi gören duvarcı loncaları seçtiler.Bu loncaları büyük localara dönüştürerek gerçek anlamda ki masonluğu kuranlar TAPINAKÇILAR’dır.

Masonluğa Nasıl Girilir ? Nasıl Mason Olunur?

Masonlar kendi üyelerini kendileri seçerler. Ancak bu seçim öyle sıradan bir seçim olmaz belli başlı niteliklere sahiptir.

Mason olacak kişi Öncelikle 21 Yaşında olmalıdır. Özgür bir insan olmalıdır. Yeterli Derecede bir eğitime sahip olmalıdır. Herhangibir sinirsel rahatsızlığının bulunmaması gerekir. Üyesi olacağı derneğe giriş ücretini ve yıllık ödeneği ödeyecek kadar mali gücü olmalıdır.

Daha bir çok nitelik bulunmakta. Ancak daha fazla lafı uzatmak istemiyorum.

Masonluğa Giriş Ayini Nasıl Yapılır?

Masonlar Duvarcı Hiram Usta’ya garip bir bağlılık içindedirler. Kendilerini “dul kadının çocukları” diye ifade ederler. Bu ifade aslında Tevrat’ta geçen “dul bir kadının oğlu” olan Hiram’a bir atıfta bulunmak içindir.

Üstad Derecesine ulaşabilmiş olan bir Mason bir nevi Hiram Usta olmakta ve Hiram’ın bildiği bütün sırlara vakıf olmaktadır. Üstad bir Mason’un tekris töreni (Kabul Töreni) diğer derecelerde yapılmış olan törenlere göre daha özeldir. Çünkü bu törende Masonluğa ait olan en önemli ritüelin sırrı ortaya çıkartılır. Yani Hiram’ın büyük sırrı.

Ne Sırmış be arkadaş…

Daha önceki derecelerde olduğu gibi Üstad bu derecede de gözleri bağlı bir şekilde ulaşmış olduğu derecenin sırlarını kimseye anlatmayacağına dair bir sürü yeminler eder. Daha sonra gözleri açılır ve ulaşmış olduğu derecenin sembollerini ve işaretlerini öğrenir.

Ardından yeni üstad olmuş olan mason diğer bir odaya alınarak ulaşmış olduğu üstadlık derecesine göre bir elbise giyer. Biraz sonra gerçek Tekris Töreni’nin başladığını öğrendiğinde kısa bir şaşkınlık yaşar.

Büyük loca odasına döner ve büyük üstad ona kendisini gerçek bir üstad gibi hissedip hissetmediğini sorar. Tabi ki evet cevabını veren yeni üstada Büyük Üstad “Henüz tam üstad olmuş sayılmazsınız,olabilmek için uzun ve tehlikeli bir yolculuktan geçmeniz gerekli” der ve esas tören başlar.

Esas Tören Başlıyor

Yeni Üstadın gözleri tekrar bağlanır. Bir başka Masonun yardımıyla locanın ortasına getirilir. Burada Büyük Üstad Hiram’ın hikayesini anlatmaya başlar. Bir yere kadar anlatarak susar ve bu artık hikaye mizansen olarak canlandırılmaya başlar. Hiram’ı canlandıracak olan yeni üstad olan masondur.

Diğer bir Mason yardımıyla Tapınağın sembolize edildiği güney kapısına doğru götürür. Gözleri bağlı olduğundan olayların nereye varacağını açıkçası çok bilmez. Bİr anda bir saldırgan peyda olur ve yeni üstadı tartaklamaya başlar. Saldıran kişi yeni üstad olan masona diğer duvar işçilerine Tapınak bittiğinde sahip olduğu sırları açıklayacağına dair söz verdiğini hatırlatır. Sonra da bu sırları daha fazla bekleyemeyeceğini ve hemen bu sırları vermesini söyler.

Ardından 2 saldırgan daha gelir ve aynı şeyi ister. Ardından da sırları açıklamadığı için onu öldürürler. Durun Durun gözünüz korkmasın burada ki gerçek bir ölüm değil. Sadece yeni üstad olmuş masonun kafasına vurulur. O da ölmüş gibi yapar hepsi bu. 

Tekris törenini yöneten Büyük Üstad da Kral Solomon rolüne bürünür ve bu 3 saldırganın yakalanmasını ister.

Suçlular yakalanınca suçlarını itiraf ederler. Daha sonra Hiram Efsanesinin devamını öğrenen yeni üstad masonun gözleri açılır. Ve oda artık bir Hiram Ustası olmuştur.

Buraya kadar sizlere masonluğun üstad ayinini anlatmaya çalıştım. Ayrı bir bilgi arası vererek masonluğa tekrar devam edeceğim.

Kabala Nedir?

Kabala Gizli İlimler Yada Büyü ilminin başlangıcıdır” diyebiliriz.

Tarih boyunca insanlar sürekli gizli ve olağan üstü varlıklarla güç elde etmeye çalışmışlardır. Bu güçler sayesinde de insanlar üzerinde etkili olarak kendi çıkarlarını gözetmişlerdir. O günün şartlarında bu işi en iyi yapan Eski Mezopotamya uygarlığıydı. Yani hepimizin bildiği Mısır…

Mısır deyince aklımıza ilk gelen muhtemelen Mısır Piramitleri olmalı. Öyle ancak Mısır Uygarlığı öyle köklü bir geçmişe sahip ki Nuh tufanına kadar olan zamana uzanmaktadır.

İşte Kabala dediğimiz şeyin en yaygın olarak kullanıldığı yer Eski Mısır kültürüdür. Ünlü Yahudi araştırmacı Shimon HaleviKabale,Gizli ilimin geleneği” isimli kitabında Kabala’yı şöyle tanımlamaktadır:

Pratikte Kabala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı bir formudur.

Kabala’nın en önemli özelliği büyü ile yakından ilgi ve alakalı olmasıdır. Eski Mısır’da mataryelist olan ve büyüye dayalı ezoterik ğgretileri devralan Yahudiler, Tevrat’ın bu husustaki emirlerini hiçe sayarak büyü ritüellerini benimsemişlerdir.

Masonluk ve Kabala İlişkisi

Masonluğun genel felsefesinde Kabala öğretileri yoğun olarak görülmektedir. Bu husus bir çok masonik dergi de üstü kapalı olarak anlatılıyor. Mesela Amerikan Masonluğuna ait olan “New Age” dergisinde Kabala ile Masonluk arasında ki bağ şu şekilde dile getiriliyor.

Kabala bilinçaltının kapılarını açan ve ruhu saran manevi değerlerinin dışarı çıkmasını sağlayan anahtardır. Masonluk, onu insanın yaşamını anlaması için gerekli görür.”

Masonlar bazı sembollerini Kabala’dan almışlardır. Hatta ana düşüncelerinin de Kabala’dan geldiğini söyleyenler bile vardır. Şunu da belirtmeliyim ki bu sırrı bilen mason sayısı çok değildir. Örnek vermek gerekirse Masonluğa ilk adımını atmış bir kişi yavaş yavaş ve derece derece eğitilerek Kabalist felsefeyi adeta bir aşı almışcasına öğrenir. 

33 dereceye yavaş yavaş yükselen mason öğrendiği felsefenin aslında Kabala olduğunu çok sonraları öğrenmeye başlar. Kısacası Masonların tabiriyle “Işık uykulu gözlere yavaş yavaş verilir.

Masonlukta 27. dereceyi aşabilmesi için, bir mason tüm inançlarını ve dünya görüşünün tamamını  masonluk prensiblerine uydurmaya karar vermiiş olması gerekiyor. Çünkü 27. derceden sonra artık mason daha gizli bir şekilde eğitim almaya başlıyor. 27. dereceden sonra artık Kabala öğretilerini öğrenmeye başlar ve böylece masonluğun büyü ile ilişkisine vakıf olmaya başlar.

Masonluk, Kabala ve Büyü

Kabala’yı felsefe olarak şiar edinen masonların büyü ile ilgilenmediklerini döylemek doğru olmaz. 27. Dereceden sonra öğrenilen kabala öğretilerinin genel kaynağı büyü olduğundan,her masona bu dereceden sonra yeni ve gizli olarak bilgiler verilir.

Çok büyük dereceli masonlar tarafından bilinen ve üstadların katıldığı büyü ayinleri masonluk açısından büyük önem taşımaktadır.

Çırak, Kalfa ve Usta isimli masonik bir yayında yemin töreninden şöyle bahsedilmektedir.

Bu törenler 3 kısımdan oluşmaktadır. Yakarma, Söz verme ve Lanetleme…

Yakarma ; Masonik ilahlara ve şeytani kuvvetlere yemin garantisi olarak çağrıda bulunulur.

Söz verme ; Şeytana verilen yeminin konusudur.

Lanetleme ; Yeminin tutulmaması halinde verilecek olan ölüm cezasıdır.

Masonlukta şeytanı, karanlığı aydınlatan bir güç olarak tasvir ediliyor. 

Bazı masonik kaynaklarda geçen bir hususu sizlerle paylaşmak isterim. 33. derece masonluğa ulaşacak olan bir masonda aranılan en önemli özellik medyumluğa olan ilgi ve alakasıdır. 7 yılda bir kez olmak üzere 7. ayın 7. gününde 7 büyük locadan 7 medyum üstad bir araya gelerek bir toplantı yaparlar.

Masonlukta bilinen semboller dışında sadece büyü törenleri için kullanılan özel tütsü ve cam küre toplantıda dekor olarak kullanılır. Masanın üstüne 1 adet keçiye ait kafatası konulur. 7 kollu şamdan üzerinde 7 adet mum yakılarak ayin başlar.

Ayinin başlamasıyla birlikte Kabala da geçen bazı büyülü kelimeler defalarca tekrar edilir. Bu tören yapılırken hiç kimse bir birine bakmaz ve kimse birbiriyle konuşmaz. Hatta dikkat dağıtabilecek en ufak bir şey yapılmaz.

Burada aktarmamız gereken en önemli meselelerden biri de bu tarz ayinlerin tamamı dış dünya ile irtibatın tamamen kesilmesi ile yapıldığıdır. Öyle ki derecesi düşük masonların bu toplantıdan haberleri dahi yoktur.

Önemli not: Dereceleri yükselen bir mason gün geçtikçe Allah inancını ve ahlaki değerlerini yitirmektedir.